İstihbaratçının not defteri ya da iki muhbir, AST kurucusu Asaf Çiğiltepe, bir gazeteci ve bir avukatı, 1966 yılında nasıl ihbar etmiş?

SEK100.0SEK500.0

Basılmaya hazır nitelikte orijinalinden taranmış yüksek çözünürlüklü görsel.

Şubat (2020) ayı başında, İzmir sahaflarından birinden satın aldığımız Efes Oteli amblemli bir antetli kağıt, belli ki bir istihbarat elemanının, iki kaynağından (muhbirinden) aldığı bilgileri özetlediği dolma kalemle yazılmış notları içeriyordu. Bu notlar, bu yayınımızın konusu…

Ayrıntılar için sayfayı aşağıya kaydırın.

Clear

Share

Email

Açıklama

Şubat (2020) ayı başında, İzmir sahaflarından birinden satın aldığımız Efes Oteli amblemli bir antetli kağıt, belli ki bir istihbarat elemanının, iki kaynağından (muhbirinden) aldığı bilgileri özetlediği dolma kalemle yazılmış notları içeriyordu. Bu notlar, bu yayınımızın konusu…

İstihbarat elemanının kaynakları (muhbirleri), Günal Sayın ve Dr. Cevat Doğan. İhbar edilenler Ankara Sanat Tiyatrosu kurucularından, sanat yönetmeni, şair Asaf Çiğiltepe (Çiyiltepe), Son Havadis Ankara bürosunda çalışan, izini, ne kadar aradıysak da bulamadığımız Sait Kökerek isimli bir gazeteci ve Bedrettin Ayrancıoğlu. Bu üç aydın hakkında yapılan ihbarda, onların ilişkide bulundukları insanlar olarak, yani ihbar edilmelerinin nedeni olarak sayılan isimler ise, ünlü kürt matematikçi Ahmet Abdik ve 1965 seçimlerinde Yeni Türkiye Partisi’nden, -Cumhuriyet tarihinde ilk kez- cezaevindeyken milletvekili seçilen Ali Karahan.

Kağıtta yazılan notların toparlanmış hali aşağıda:


Kaynak: Günal Sayın

Asaf Çiğiltepe
“Solcu” Ankara Sanat Tiyatrosu Sahibi

Paris’te
Ahmet Abdik Fransız Hükümeti Bursiyeri
T.C. vatandaşı kürt. Halen (1966)
Paris Üni. Matematik asistanı.
Bağımsız Kürdistan Hareketi liderlerinden.

[Asaf Çiğiltepe E.İ.] Ahmet Abdik ile K.T. devamlı olarak münasebette bulunuyorlardı. Kürtçülük Araştırma Merkezi’nde devamlı çalışmıştır. “Seminer, Konferans”


Kaynak: Dr. Cevat Doğan

Ankara’da Son Havadis’te çalışan Sait KÖKEREK. Anası Arap, Babası Kürt.  
K.T. Y.T.P. Yeni Türkiye Partisi milletvekillerinden “Kürtçü” Ali Karahan ile devamlı temasta 1965-1966
Bedrettin Ayrancıoğlu: K.T. evinde kürtçe konuşur


Sırasıyla kişilerimizi tanıyalım istedik.

Asaf Çiyiltepe (Çiğiltepe) d. 1934, İstanbul – ö. 7 Haziran 1967), AST’ın kurucusu, tiyatro sanatçısı, şair. Galatasaray Lisesi mezunudur.

Şiirleriyle, İkinci Yeni akımı içinde yer aldı. Şiir ve yazıları, Yenilik, Mavi, Yeditepe gibi dönemin önemli dergilerinde yayımlandı. 1957’de Yunus Nadi Ödülleri’nde En İyi Şiir ödülünü aldı.

Daha çok tiyatro çalışmalarıyla tanındı, ilerici tiyatro hareketinin öncülerinden biri oldu. Yurt içinde Cep Tiyatrosu, yurt dışında Fransız Milli Halk Tiyatrosunda çalıştıktan sonra, 1960’ta İstanbul Şehir Tiyatrosunda çalışmaya başladı. 1962’de Arena Tiyatrosunun kurucuları arasında yer aldı. Dormen Tiyatrosu gibi topluluklarda çalıştı.

1963 yılında ise, Arena Tiyatrosu’nun devamı niteliğinde olan Ankara Sanat Tiyatrosu’nu kurdu. Burada, Godot’yu Beklerken, Ölü Canlar, Sultan Gelin, Arturo Ui’nin Önlenebilir Tırmanışı gibi oyunlar sahneye koydu, kimi oyunlarda da rol aldı. 1967’de ise, yine Ankara Sanat Tiyatrosunda Orhan Kemal’in 72. Koğuş adlı oyununu sahneledi. Oyun, Sanatsevenler Derneğince yılın en iyi oyunu seçildi. Çiğiltepe’nin oyundaki rejisi de, çeşitli övgüler aldı. Ancak Çiğiltepe, oyunun üç sezon boyunca sahnelenerek 140 bin kişi civarındaki seyirciyle buluştuğunu göremeden, 7 Haziran 1967’de, bir turne seyahati sırasında geçirdiği trafik kazasında öldü.

Kaynak Wikipedia

İhbarın yapıldığı döneme dair bilgileri bir başka biyografi websitesinden alıyoruz:

…Burslu olarak gittiği (1956) Fransa’da ayrıca Almanya, İsveç ve Finlandiya’da tiyatro araştırmaları yaptı. Théatre National Populaire’de yönetmen yardımcılığı, Comédi de Saint-Etienne ve Compaigne Chavert’de yönetmenlik ve oyunculuk yaptı. 1960’ta dönüşünde İstanbul Şehir Tiyatrolarında, kurduğu Arena ve Ankara Sanat Tiyatrosunda (AST) yönetmenlik yaptı…

İhbar mektubunun yazıldığı tarihlerde Paris’te bulunduğunu anladığımız matematikçi Ahmet Abdik’in biyografisi kısaca şu:

Profesör Dr. Ahmet Abdik 1934 yılında Elbistan’da doğdu. 1945’te Elbistan Cumhuriyet İlkokulu’nu bitirdikten sonra parasız yatılı sınavını kazandı ve Galatasaray Lisesi’ne girdi, 1953’te mezun oldu. Fransız hükümetinin vermiş olduğu burs ile Paris’e gitti ve Lycée Louis Le Grand’da, 1954-1955’de Classe de Mathématiques Supérieures, 1955-1956’da Classe de Mathématiques Spéciales sınıflarını bitirdi. Haziran 1958’de Sorbonne Üniversitesi, Matematik Bölümü’nden lisans diploması aldı. 1961’de Sorbonne’da “Mathématiques approfondies” öğrenimini tamamladı. 1962’de Sorbonne’da matematik asistanı oldu. 1966’da “Très honorable” derecesi ile Sorbonne’da matematik doktorasını bitirdi. 1966’da yurda döndü ve 1968’de Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi’ne öğretim görevlisi olarak atandı. 1970’de aynı fakültede matematik bölümünde doçent oldu. 1977’de Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümü’ne profesör olarak atandı. 1979-1994 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Matematik Bölüm Başkanlığı ve Fakülte Yönetim Kurulu Üyeliği yaptı. İlk kuruluş yılları olan 1994 yılından 2000 yılına kadar Galatasaray Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı ve Rektör Yardımcısı olarak görev yaptı. Ekim 2000’de emekli oldu. Matematik alanında Türkiye ve dünya çapında uzmanlaşmış bir bilim adamı olan Prof. Abdik, bir dönem TRT televizyonunda “Bir kelime, bir işlem” programının matematik danışmanı olarak program yönlendirdi.
Prof. Dr. Ahmet Abdik 2018 yılının Ekim ayında İstanbul’da vefat etti.

Bibliyografya: Topolojik Vektör Uzayları (1966), Elbistanlı Rahmi Eray (Kolektif –2000)

Kaynak

Hakkında hiçbir bilgiye ulaşamadığımız ihbar öznesi Son Havadis çalışanı Sait Kökerek’in devamlı ilişkide bulunduğu kişi olarak ismi anılan Ali Karahan, eski bir milletvekili.
Wikipedia’da şöyle aktarılıyor:

Ali Karahan (D. 1919, Siverek / Şanlıurfa – Ö. 5 Eylül 2003)., Türk siyasetçi. Hukukçu, başsavcı, siyasetçi, XIII. Dönem Hakkâri Milletvekili 

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. Beytüşşebap, Şemdinli ve Van hakim yardımcılığı, temyiz mahkemesi başsavcı yardımcılığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi 2.(XIII) Dönem Hakkâri Milletvekilliği yapmıştır. Evli ve iki çocuk babasıdır.

1959 yılında 49’lar Davası nedeniyle tutuklanmıştır.

 Baba adı Şeyho, anne adı Huriye. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu.

Kamil Sümbül’ün internette yeralan 18 Ağustos 2019 tarihli “Tarih kokan bir mezarlık, Siverek Asri Mezarlığı” yazısında kendisinden şöyle bahsediliyor:

1950’lerde Kürt aydınlarının başlattıkları toparlanma içinde yeralmış ve 1959’da 49’lar olarak tutuklanan Kürt aydınları arasında en yaşlısı olarak yer alıp birkaç yıl hapiste yatmıştı. Hapis yatarken 1961 seçimlerinde Hakkari’den bağımsız aday olarak seçimlere, devletin tüm engellemelerine rağmen katılmış, Hakkarililer Ali Karahan’a karşı vefalılığını göstererek Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hapisteyken parlamentoya seçilen ilk milletvekili olmuştu. Serbest avukatlık yaparken vefatına kadar Kürt sorunu ile yakından ilgilenmiş, çevresindekilere yurtseverlik nasıl olmalı, Kürt dili ve tarihini unutmamalarını her zaman öğütlemişti. 2003 yılında Ankara’da yaşamını yitirince doğduğu topraklar olan Siverek’e gömülmesini istemişti.

Üçüncü ihbar edilen isim olan Bedrettin Ayrancıoğlu’yla ilgili kısa bir internet taramasında onun, Divriği’yle ilintili iki web sayfasında, Divriği Kültür Derneği Yönetim Kurulu’nun 1977-1978 dönemi üyelerinden biri olarak bahsedildiğini ve 8 Ekim 2007’de vefat edenler listesinde yeraldığını görüyoruz.

Kaynak site 1 ve 2

Ayrıca Yeni Şafak gazetesinde, Osman Akkuşak’ın 14 Kasım 2010 tarihli “kaybettiğimiz ziya nurun ardından…” başlıklı yazısında, 6 eylül 2010 tarihinde vefat eden Osmanlı tarihi bilgini Ziya Nur Aksun’un aydın dostları arasında Bedrettin Ayrancıoğlu’nun ismi sayılıyor.

2007 yılı 10 Ekim tarihli Cumhuriyet gazetesinin 6. sayfasında yeralan vefat ilanında da mesleğinin avukatlık olduğunu öğreniyoruz.

MEHMET BEDRETTİN AYRANCIOĞLU

07.10.2007 tarihinde vefat etmiştir. Cenazesi 08.10.2007 günü kaldırılan meslektaşımıza Tanrı’dan rahmet, kederli ailesine, yakınlarına ve Baromuz mensuplarına başsağlığı dileriz.

Dr. Sakin Öner’in, 1453 İstanbul, Kültür ve Sanat Dergisi’nin 2016 yılında çıkan 26. sayısındaki “Marmara Kıraathanesi ve müdavimleri” başlıklı yazısında da “Marmaratör” avukatlar listesinde Bedrettin Ayrancıoğlu’nun ismi yeralıyor. Yeni Şafak yazarı Osman Akkuşak’ın da, bir diğer “Marmaratör” olarak yazıda isminin geçmesinden, sözkonusu kişinin aynı kişi olduğunu anlıyoruz.

İhbar edilen isimler hakkında bulabildiğimiz bilgiler bunlar.

Gelelim ihbarların kaynaklarına…

Elbette ki bu ihbar kaynağının o olup olmadığından tümüyle emin olamasak da, Günal Sayın, anladığımız kadarıyla bir gazeteci.

Reklamcı Şahin Tekgündüz blog sayfalarında 17 Temmuz 2006 yılında anılarından sözettiği “İletişim öğretimi tam 41 yıl önce başlamıştı…” başlıklı yazısında şöyle aktarıyor:

Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi 1965 yılında Unesco’nun desteğiyle Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne bağlı Basın Yayın Yüksek Okulu olarak sessiz sedasız kuruldu. İletişim alanında Türkiye’nin ilk okulu idi. O yıllarda TRT Haber Merkezi’nde çalışıyordum. Okulun öğrenci alacağı haberini, MHP’li olmasına karşın çok rahat konuşup tartışabildiğim Günal Sayın adındaki arkadaşımdan öğrendim. Kimseye söz etmeden kafa kafaya verip, okula girmek için merkezi sistem sınavına katıldık. İkimiz de kazandık.

Ozan Karabulak’ın internette sınırlı bölümlerini görebildiğimiz kitabı “Atsız ve Türkçülüğün Yarım Asrı: Süreli Yayınlarda Türk Milliyetçiliğinin Seyri”nin 2013. sayfasında şöyle bir paragraf var:

Uzun yıllar Ankarada tanınmış gazetelerin parlamento muhabirliğini yapan ve bir müddetten beri İzmirde yerleşmiş bulunan Günal Sayın, İzmirde seçkin bir davetli kitlesinin katıldığı törenle dünya evine girmiş bulunuyor. Sayın çiftine mutlu yıllar ve şerefli memleket hizmetleri dileriz.

Ayhan Katırcıkara, Türkiye gazetesinin 6 Temmuz 2001 tarihli nüshasında yeralan “El gitti, kolu kaptırmayalım” başlıklı yazısında Günal Sayın’dan şöyle bahşediyor:

Günal Sayın haber müdürümdü. Meslekte ülkücü bilinirdi. Yazılı basından sonra TRT’ye geçti. Buradan emekli oldu. Eşi Mihriban Hanım ise Klasik Türk Sanat Müziği sanatçısıydı. Üç çocuğu vardı. İzmir’de vefat ettiği haberi geldi. Dün de Karşıyaka’da defnedilmiş. Memleketsever bir fikir işçisiydi.

Uğur Dündar, Sözcü gazetesinin 20 Haziran 2019 tarihli sayısında yazdığı “Ey TRT!.. Sen bu durumlara düşecek kurum değildin!..” başlıklı yazısında Türkiye’de tek kanaldan, siyah-beyaz televizyon yayıncılığının başladığı 1970 yılında TRT Haber Merkezi’ni oluşturan isimleri sayarken Günal Sayın’ı İzmir Haber Bürosu’nu oluşturanların arasında sayıyor.

Günal Sayın, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) 1961 yılında 3’üncüsünü düzenlediği gazetecilik ödüllerinde mansiyon alanlar arasında da sayılıyor. Rahmi Karaca, Orhan Kantoğlu, Nail Güreli, Bilgin Peremeci, Mesut Özdemir, Abdi İpekçi, Azmi Nihat Erman, Sabahattin Can, Mehmet Luma, Tonguç Yaşar, Cafer Zorlu, Semiral Bilbaşar ile birlikte.

Kaynak Wikipedia

Kıbrıs Postası’nın 8 Kasım 2003 tarihli sayısında Dış Basın Birliği Yönetim Kurulu’nun “KKTC Basını’na aklı hocalığı!” başlıklı bir bildirisi var. O bildiriden Günal Sayın’ın isminin, KKTC Dış Basın Birliği’ndeki Medya Onur Anıtı’nda, Abdi İpekçi, Adem Yavuz, Aydın Soysal, Bedii H.Güray, İzzet-Rıza Yalın, Kemal Aşık, Metin Güner, Ömer Sami Coşar, Raif Denktaş, Rüştü Şallı, Sedat Simavi, Sait Terzioğlu, Selahattin Sonatyer ile birlikte yeraldığını da öğreniyoruz. Bildiride, “Bu vesile ile Dış Basın Birliği’ndeki Medya Onur Anıtı’nda adları yazılı meslektaşlarımızı rahmetle ve minnetle anıyor, Kıbrıs davasında gösterdikleri vatanperverliğin de KKTC medyasına rehber olmasını diliyoruz..” deniyor.

İkinci ihbar kaynağına gelince, ilginçtir, yukarda bahsettiğimiz, Bedrettin Ayrancıoğlu ile Yeni Şafak yazarı Osman Akkuşak’ın Marmaratör olarak isimlerinin yeraldığı, Dr. Sakin Öner’in 1453 İstanbul, Kültür ve Sanat Dergisi’nin 2016 yılında çıkan 26. sayısındaki “Marmara Kıraathanesi ve müdavimleri” başlıklı yazısında, bu sefer Marmaratör doktorlar listesinde Dr. Cevat Doğan’ın adı yer alıyor. Bu pek rastlantı olmasa gerek.

Elbette ki bu ikinci ihbar kaynağının da o olup olmadığından tümüyle emin olamasak da, Dr. Cevat Doğan’ın ismi, Selim Kaptanoğlu’nun, 12 Eylül 2014’te Facebook sayfasından yaygınlaştırdığı “Bir Ülkücü’nün Notları-13” adlı metnin, 11 Eylül 1980 sabahını anlattığı bölümde de geçiyor:

11 Eylül sabahı Etimesgut hava üssünün doktoru Hava Tabip Yüzbaşı yiğit ülkücü kardeşim Kemal Yüksel sabah göreve gidiyor. Birlik dışına çıkmanız yasak, bu gece ihtilal var diyorlar. Kemal hemen iki ülkücü astsubaya apandisit teşhisi koyup cankurtaranla, birini Gülhane’ye diğerini de Mevki hastanesine haber vermek üzere gönderiyor. Gülhane’ye giden Dr. Metin Denli Albayımı Mevki ’ye gelende beni o anda hastane içinde bulamadığı için Dr. Mehmet Ünlü Albayımı buluyorlar.

Metin ve Mehmet ağabeyler yanlarına o sırada BAĞ-KUR’da doktorluk yapan Dr. Cevat Doğan ağabeyi alıp Bahçelievler’deki MHP genel merkezine gidiyorlar. Cevat ağabey Başbuğun yanına çıkıyor. O sırada Başbuğum yabancı basın mensupları ile birlikte basın toplantısında. Cevat ağabeyim kapıdan kendisini gösterip görüşmek istediğini söylüyor. Başbuğum akşam eve gelmesini söylüyor. Onlar da oradan ayrılıp Oran şehrine Başbuğumun evine yakın bir yere gidip bekliyorlar. O gün hastaneye gelen arkadaş beni bulabilseydi resmi elbisemle Başbuğa ulaşıp gazetecilere rağmen efendim bu akşam ihtilal var derdim. Konsey açığa çıktı diye belki darbeyi bile erteleyebilirdi. Kader işte.

Ek bilgi

Archives

, ,

Yorumlar

Henüz bir yorum yok.

İlk yorum yazan siz olun “İstihbaratçının not defteri ya da iki muhbir, AST kurucusu Asaf Çiğiltepe, bir gazeteci ve bir avukatı, 1966 yılında nasıl ihbar etmiş?”

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*