Bülent Ecevit’in 1975 yılı Aralık ayındaki Stockholm ziyareti, Olof Palme’yle buluşması

Zamanın CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit, Turan Güneş ve beraberindekilerle, 1975 yılı 12 Aralığında İsveç, Stockholm’a resmi bir ziyaret için gelir. Bu fotograflar, Bülent Ecevit ve Turan Güneş’in eşleriyle birlikte uçaktan inişlerinden, karşılanışlarına, aynı gece yapıldığını sandığımız ve İsveç’te yaşayan birçok Türkiyeli sanatçının da katıldığı davete ve nihayet Ecevit’in Olof Palme’yle buluşmasına tüm süreci belgeliyor.

60’lı yılların sonundan 80’li yıllara kadar İsveç Televizyonu’nda görsel yönetmenlik ve ara ara da sanırız Hürriyet’e muhabirlik yapan bir Türkiyeli gazetecinin, Ali Kıral Rona’nın -büyük ihtimalle kendisinin çektiği ama tabii ki bundan emin olamadığımız- fotografların 35 mm. film negatiflerinden 3200 dpi çözünürlükte taranarak elde edilmiş görseller.

 

Share

Email

Açıklama

Fotograflarda yeralan, kimliğini saptayabildiğimiz politikacı ve sanat-kültür insanları:

Mustafa Bülent Ecevit (28 Mayıs 1925, İstanbul – 5 Kasım 2006, Ankara); türk gazeteci, şair, yazar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, Devlet Bakanı, başbakan yardımcısı ve Türkiye Başbakanı. 1974–2002 yılları arasında beş kez Türkiye başbakanlığı görevini üstlenmiştir. 1972–1980 yılları arasında Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığında, 1987–2004 yılları arasında ise Demokratik Sol Parti Genel Başkanlığında bulunmuştur. 1961–1965 yılları arasında İsmet İnönü tarafından kurulan hükümetlerde Çalışma Bakanı olarak yer almış olan Ecevit, düşünceleri ve uygulamalarıyla, 20. yüzyıl Türk siyasal yaşamının en önemli isimlerden biri olmuştur.

Siyasi kariyerine CHP’de başlayan Ecevit, ilk defa 1961 genel seçimlerinde CHP Ankara milletvekili olarak meclise girmiştir. 1972 yılında istifa eden İsmet İnönü’nün yerine genel başkanlığa seçilmiştir. Genel başkanlığı sırasında partisi 1973 Türkiye genel seçimlerinde %33,3 oy almıştır. 1974 yılında genel başkanlığını Necmettin Erbakan’ın yaptığı Millî Selamet Partisi ile kurduğu koalisyon hükümetinde ilk defa başbakanlık görevini almıştır. Başbakanlık dönemine 1974 yılında Kıbrıs Harekâtı yapılmıştır. 10 ay süren bu koalisyon hükümeti Ecevit’in istifasıyla dağılmıştır. 1977 Türkiye yerel seçimlerinde parti oy oranını %41.4’e çıkarmıştır. Bu oy oranı sol görüşlü bir partinin çok partili siyasal yaşamda kazandığı en yüksek oy oranı olarak tarihe geçmiştir. 1978 yılında yeni bir hükûmet kurarak tekrar başbakan olmuştur. 1979 yılında ara seçimlerde başarısızlığa uğrayınca görevden çekilmiştir.

Ecevit 12 Eylül Darbesi sonrası diğer bütün partilerin ileri gelenleriyle birlikte 10 yıl siyaset yasaklıları kapsamına alınmıştır. Siyasal yasağı devam ederken eşi Rahşan Ecevit’in başkanlığında Demokratik Sol Parti kurulmuştur. 1987 yılında yapılan referandumla siyasal yasağı kaldırılınca DSP’nin başına geçmiştir. 1987 Türkiye genel seçimlerinde partisinin milletvekili çıkaramaması üzerine aktif siyasetten ve genel başkanlıktan ayrılacağını açıklamıştır. Ancak 1989’da aktif siyasete dönmüştür. 1999’da kurulan DSP-MHP-ANAP koalisyonunda yeniden başbakanlık koltuğuna oturmuştur. 2000 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde üniversite mezunu olmaması nedeniyle Cumhurbaşkanlığı’na aday olamamış, koalisyon partilerinin bu hükmü değiştirme teklifini ve kendisine cumhurbaşkanlığı teklifi getirmesini ise teşekkür ederek reddetmiştir. 2004 yılında yapılan 6. Olağan Kurultay ile aktif siyaseti bırakmıştır.

Ecevit, 5 Kasım 2006 pazar günü dolaşım ve solunum yetmezliği sonucu vefat etmiştir.

Olof Palme, (d. 30 Ocak 1927 – ö. 28 Şubat 1986), isveçli siyasetçi ve devlet adamı.

1948’de Stokholm Üniversitesi Hukuk Bölümü’ne girdi. 1949 yılı başlarında İsveç Öğrenci Birlikleri Federasyonu’nun dış ilişkiler bürosunda görev aldı. 1952’de İsveç Öğrenci Birliği Federasyonu başkanlığına getirildi. 1951 yılında Hukuk Fakültesi’ni bitirdi.

İsveç ve İskandinav Sosyal Demokrasisinin orta yol politikasının içindeydi. Palme siyasi kariyerine İsveç Ulusal Öğrenci Birliği’nin (SFS) başkanı olarak başladı.

1963 yılında Devlet Bakanı, 1965 yılında Ulaştırma ve İletişim Bakanı, 1967’de Eğitim ve Kültür İşleri Bakanı ve 1969’da da Tage Erlander’den sonra Parti Başkanlığına getirilmesi üzerine İsveç başbakanı olmuştur.

Özellikle Üçüncü Dünya içerisinde aktif rol oynamış ve oradaki ulusal hareketler ile Batı’daki Sosyal Demokratlar arasında bir köprü görevi üstlenmiştir.

28 Şubat 1986 gecesi eşi ve oğlu ile sinemadan evine (her zaman olduğu gibi korumasız olarak) dönerken faili meçhul bir cinayete kurban gitti. Palme’nin cinayet davasından yargılanıp daha sonra aklanan tek zanlı Christer Pettersson 16 Eylül 2004’te esrarengiz bir biçimde öldü.

Türkiye’nin çeşitli yerlerinde Olof Palme adına açılmış park ve caddeler bulunmaktadır. Bunlara örnek olarak İzmir Karşıyaka ilçesinde yer alan Olof Palme park ve anıtı, İzmir’in kuzey sahil kıyısında yer alan Dikili ilçesinde Olof Palme anıtı ve parkı, Konya’ya bağlı Kulu İlçesi’ndeki Olof Palme Parkı ve Caddesi (ilçenin en işlek caddesi)verilebilir. Kulu’da yer alan bu park Olof Palme’nin başbakanlığı sırasında İsveç’e çalışmaya giden işçilerin Olof Palme’ye duyduğu vefa dolayısıyla açılmıştır. İsveç’in birçok devlet görevlisi ve başbakanı bu ilçeyi ziyaret etmektedir. Ayrıca Tunceli’de de Olof Palme adını taşıyan bir cadde mevcuttur.

Turan Güneş, (d. 1922, Kandıra – ö. 9 Nisan 1982, Çanakkale), Kıbrıs Harekâtı sırasında dışişleri bakanlığı görevinde bulunan siyaset ve bilim adamı.

Ortaöğrenimini Galatasaray Lisesi’nde tamamladı. 1945’te İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni (İÜHF) bitirdi.Doktora çalışmasını Fransa’da Paris Hukuk Fakültesi’nde yaptı. 1951’de İÜHF Anayasa Kürsüsü’nde asistan, 1954’te doçent oldu. 1947’de Demokrat Parti Kandıra örgütünün kurucuları arasında yer alarak siyasete atıldı, 1954’te DP’den Kocaeli milletvekili seçildi. Bir süre sonra parti yönetimini eleştirmeye başladı. Basına ispat hakkı tanınmasını isteyen öteki arkadaşlarıyla birlikte 1955’te DP’den çıkarıldı. Hürriyet Partisi’nin kurucuları arasında yer aldı, partinin genel sekreterliğini üstlendi. 1958’de HP’nin feshine karar verilince birçok HP’liyle birlikte CHP’ye katıldı ve partinin merkez yönetiminde yer aldı.

Güneş 27 Mayıs 1960 darbesi sonra Kurucu Meclis Cumhuriyet Halk Partisi Temsilcisi (6 Ocak 1961 – 25 Ekim 1961) olarak seçildi. 1961 seçimlerinde TBMM’ye giremeyince öğretim üyeliğine geri döndü, 1965’te Ankara Üniversitesi SBF’nde idare hukuku profesörü oldu.1965’ten sonra CHP’nin içinde gelişen ortanın solu hareketinin önderleri arasında yer aldı.1973 seçimlerinde Kocaeli milletvekili olarak yeniden TBMM’ye girdi.1974’te Bülent Ecevit başkanlığında kurulan koalisyon hükümetinde (6 Şubat 1974 – 18 Eylül 1974) dışişleri bakanlığına getirildi.20 Temmuz 1974’teki Kıbrıs Harekâtı’ndan sonra Cenevre görüşmelerinde Türkiye’yi temsil etti. Haziran 1977 seçimlerinde de Kocaeli milletvekili seçilen Güneş, güvenoyu alamayan CHP azınlık hükümetinde devlet bakanı ve başbakan yardımcısıydı.

Turan Güneş, değişik dönemlerde Avrupa Konseyi Danışma Meclisi üyeliği yaptı, konseyde Siyasi İşler Komisyonu başkanlığında bulundu.

Aynı zamanda ünlü ekonomist ve 24. dönem CHP Kocaeli milletvekili Hurşit Güneş’in babasıdır.

Güneş, 1982’de İstanbul’dan İzmir’e giderken, Çanakkale yakınlarında gemide geçirdiği rahatsızlık sonucu vefat etti.

Rahşan Ecevit (doğum adıyla Zekiye Rahşan Aral), (d. 1923, Bursa), türk ressam, yazar ve siyasetçi, Demokratik Sol Parti ile Demokratik Sol Halk Partisi’nin kurucusu ve ilk başkanıdır. 1946’da Bülent Ecevit ile evlendi.

Aslen Selanik’ten Şebinkarahisar’a yerleşmiş bir ailenin çocuğudur. Babası Namık Zeki Aral, annesi Zahide Aral’dır. Ankara Lisesi ve Robert Koleji mezunudur.

DSP’nin kurucusu ve eski genel başkanıdır. Çok iyi derecede İngilizce bilmektedir.

Yazdığı Pülümür’de Aşk adlı roman, 2002 yılında tiyatroya uyarlanmıştır.

Kurucusu olduğu Demokratik Sol Parti’den 4 Haziran 2009 tarihinde istifa etti. 17 Ocak 2010 tarihinde kurucusu olduğu Demokratik Sol Halk Partisi’nin 2. Genel Başkanlığına seçildi. 22 Mayıs 2010 tarihindeki 33. CHP kurultayına bağımsız milletvekili Emrehan Halıcı ile katılarak, tek başına genel başkan adayı olan ve kazanan Kemal Kılıçdaroğlu’na ve CHP’ye desteğini açıkladı.

İlhan Koman (d. 17 Haziran 1921, Edirne – ö. 30 Aralık 1986, Stockholm), türk heykeltıraş.

1951-1958 arasında İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nde görev yaptıktan sonra 1959’da İsveç’e yerleşen ve Hulda isimli teknesinde yaşayan sanatçı, bilim ve sanatı bir araya getiren eserleriyle sanat dünyasında kendisine özgü bir konum edindi; bu özelliğinden ötürü Türk Da Vinci’si olarak anıldı. Figüratif soyutlama alanında en ünlü ve üzerinde en çok konuşulan çalışması Akdeniz Heykeli’dir.

17 Haziran 1921’de Edirne’de doğdu. Babası doktorluk ve çiftçilikle uğraşan Fuat Bey, annesi Sevinç Leman Hanım’dır. Baba tarafı Mohaç Savaşı’ndan sonra Konya’dan Balkanlar’a yerleştirilmiş Türk köylülerindendi; aile 1880’lerde Yugoslavya’dan Edirne’ye göç etmişti. Anne tarafından dedesi, II. Abdülhamid devri devrimcilerinden ve Trakya Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin kurucularından Mehmet Şeref Aykut Bey’dir.

Çocukluğu Edirne’nin Kaleiçi semtinde geçti. Edirne Lisesi’ni bitirdikten sonra, 1941’de İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’ne girdi. Hocalarının tavsiyesi üzerine bir yıl sonra heykel bölümüne geçti, Rudolf Belling’in öğrencisi olarak 1945’te bu okulu bitirdi.

1947’de Milli Eğitim Bakanlığı’nın açtığı sınavı kazanarak Neşet Günal, Refik Eren ve Sadi Öziş’le birlikte devlet bursu ile Paris’e gönderildi. 1947-50 arasında Fransa’da Academie Julian ve l’Ecole du Louvre’da çalışmalar yaptı. Louvre Müzesi’ndeki çalışmaları sırasında özellikle Mezopotamya ve Mısır sanatından etkilendi. Paris yıllarında çağdaş akımlara yakınlık duyan sanatçı, ilk sergisini 1948’de Paris’te açtı. 1951 yılında Türkiye’ye dönmeden hemen önce Melda Kaptana ile evlendi, bu evlilikten bir oğlu dünyaya geldi.

Yurda döndükten sonra İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nde mecburi hizmetine başladı. 1958’e kadar burada görev yaptı. 1952’de Anıtkabir Heykel Yarışması’nda “Şeref Holü’ne çıkan merdivenlerin sağındaki kabartma kompozisyonu” birinciliğini kazandı. 1952–1954 yılları arasında bu proje kapsamında gerçekleştirdiği ‘Sakarya Meydan Muharebesi’ konulu rölyefleri Paris’te görüp etkilendiği Mezopotamya ve Mısır rölyeflerinden izler taşımaktadır.

1953 yılında akademi bünyesinde kurulan metal atölyesinde Sadi Öziş, Hadi Bara, Şadi Çalık ve Zühtü Müridoğlu ile çalışmaya başladı. Aynı dönemde fabrikatör Mazhar Süleymangil’in sağladığı sermaye ile Şadi Çalık ve Sadi Öziş ile birlikte ‘Karemetal’ adlı mobilya atölyesini kurarak modern mobilyalar tasarladı. Fransız Grup Espas’tan esinlenerek 1955’te Ali Hadi Bara, Şadi Öziş ve mimar Tarık Carım ile Türk Grup Espas adlı topluluğu kurdu. Bu grup ile resim, heykel ve mimarinin işbirliğini savunan işler üretti.

Çalışmaları 1954 Ankara Devlet Sergisi’nde ikincilik, 1955 Ankara Devlet Sergisi’nde birincilik ödüllerini aldı. 1958 yılında, Brüksel’de düzenlenen uluslararası bir sergide Türk pavyonunun yapımını üstlendi. Altı ay süren bu çalışma sırasında tanıştığı mimar Ralph Erskine’in daveti üzerine mimari tasarımları için form araştırmaları yapmak üzer İsveç’e gitti. İlk eşinden ve Güzel Sanatlar Akademisi’ndeki göreviden ayrılan sanatçı, 1959’da İsveç’e yerleşti. 1965 yılında M/S Hulda adlı 1905 yapımı, iki direkli bir yelkenliyi satın alarak içinde yaşamak ve çalışmak üzere restore ettirdi 1986’da ölümüne kadar bu tekneyi ev ve atölye olarak kullandı.

1967’de Stokholm Uygulamalı Sanatlar Yüksek Okulu’na öğretim üyesi olarak kabul edildi. Bu dönemde yeni geometrik türevler ve yel değirmenleri gibi bilimsel buluşları tescillendi. 1969’da İsveç’te Sundsvall’da bir alan düzenlemesi için açılan yarışmada birincilik ödülü, 1970’te de Örebro Belediye Sarayı önüne konulmak üzere yaptırılan heykel yarışmasında da birincilik ödüllerinden birini aldı.

1986’da 65 yaşındayken İsveç’in başkenti Stokholm’de hayatını kaybetti. Vasiyeti üzerine cesedi yakılarak külleri yaşamının büyük bir bölümünü üzerinde geçirdiği Baltık Denizine atılmıştır.

Çoğunluğu Stokholm’da olmak üzere 20 şehrin sokak ve meydanlarında Koman’ın heykelleri bulunur. Stokholm’da Mimarlık Yüksek Okulu önünde “Leonardo’ya Selam” heykeli sanatçının beğenilen eserlerindendir. Yapı Kredi Kültür Sanat (YKSS) binasının önünde bulunan Akdeniz Heykeli sanatçının Türkiye’de bulunan çalışmalarından biridir.

Lütfi Özkök (d. 15 Mart 1922/1923, İstanbul – ö. 31 Ekim 2017, Stockholm) İsveç’te yaşayan türk fotoğrafçı, şair ve çevirmen. Nobel Edebiyat Ödülü almış yazarların portrelerini çekmesiyle bilinir.

İstanbul’da doğan Lütfi Özkök’ün annesi Emine Devlet Hanım Romanya doğumlu bir Kırım göçmeni, Kırım göçmeni babası Mehmet Muradasıl balıkçıydı. Özkök’ün annesinin büyük dedesi, bir Rus prensini düelloda öldürünce, aile intikamdan korkup Romanya’ya göç etti. Emine Hanım ile Mehmet Muradasıl evlendikten sonra İstanbul’a göçtü. Üç kardeşten en büyüğüdür.

Ortaöğretimini Vefa Lisesi, Kumkapı Saint Jean d’Arc Fransız Okulu’nda ve Taksim Lisesi’nde tamamladı. Saint Jean d’Arc Fransız Okulu’nda Ermeni bir hocadan keman dersleri aldı. Liseyi bitirince Paris’in Nazi işgali altında olmasından ötürü Viyana’ya gitti ama Rusların Viyana’ya yaklaşmasıyla bir yıl sonra İstanbul’a döndü. İstanbul Üniversitesi Fransız Filolojisi’ne girdi. 1949 yılında Paris’te mühendislik okumak için izin çıkarttı. Paris Üniversitesi’nde tekstil okudu ve ileride eşi olan, kendisinden üç yaş küçük İsveçli Anne-Marie Hanım ile tanıştı. 1949 Eylül’ünde Lüksemburg Parkı’nda tanışan çift, 1950 yazında evlendi. İlk çocuğu Nermi’nin adı lisedeki platonik aşkı Nermin ile hayranı olduğu Fin atlet Paavo Nurmi’nin sentezidir. 24 Aralık 1950’de Stokholm’e yerleşen Özkök, 1 Kasım 2017’de burada vefat etti. Temmuz 2001’de eşi hayatını kaybetti.

Fotoğrafını çektiği edebiyatçıların fotoğrafları Lütfi Özkök Objektifinden Nobel Ödüllü Edebiyatçılar adlı kitapta toplanmıştır. Özkök’ün arşivinde 1500 dolayında edebiyatçının fotoğrafı bulunuyor. 1951-2001 arasında Nobel Edebiyat Ödülü kazanmış yazarlardan 32’sinin portresi çekmiş durumdadır. İrlanda ile İsveç’in ortaklaşa çıkardığı İrlandalı yazarlar pul serisinde Özkök’ün çektiği portreler kullanıldı.

Nuri Sezer (Nurettin Sezer) (d.10 Ekim 1938, Kandıra, Kocaeli – ö. 14 Nisan 2014, Berlin) , türk-alman tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu.

1970’li yılların başında Almanya’ya gitmiştir. Oyunculuğa tiyatro ile başlamış daha sonra sinemaya geçerek 1976 yapımı Otobüs ve 1988 yapımı Polizei gibi önemli filmlerde yer almıştır.

Güneş Karabuda, türk-isveçli belgesel film yönetmeni, görüntü yönetmeni, fotografçı ve yazar. (d. 1933, İzmit – ö. 24 Ağustos 2018, Stockholm)

1933’de İzmit’de doğdu.Galatasaray Lisesi’ni bitirdikten sonra Paris’te hukuk öğrenimini yarıda bırakıp bir süre gazetecilik ve foto muhabirliği yapan Karabuda, 1960’ta eşi yazar ve yönetmen Barbro ile televizyon filmleri yapmaya başladı. Başta İsveç Televizyonu (SVT) olmak üzere değişik Avrupa ve Amerika televizyonlarına, dünyanın dört köşesinden yüze yakın sosyal, kültürel ve siyasal konulu belgesel hazırladı. Uzun yıllar Ortadoğu ve Uzakdoğu ülkelerinde çalıştı. Afrika’da ve Latin Amerika’da çekimler yaptı. Şili’de Allende iktidarı sırasında İsveç Televizyonu’nun Latin Amerika temsilciliğinde bulundu. Gine-Bissau, Mozambik, Zimbabwe’nin (Rodezya) bağımsızlıklarına kavuşmalarına kamerası ile tanık oldu. Aralarında Nuhun Gemisi (1961), Ateşte Yürüyenler (1966), Mayıs 68 Paris (1968), Vietnam Cehennemi(1969), Pablo Neruda (1971), Boğaziçine Sığınanlar (1990), Turkuaz (1990) gibi yapıtların da bulunduğu birçok belgesele imza attı. Başta eşi Barbro (Menekşe Koyu) olmak üzere Tunç Okan (Otobüs) Ömer Kavur (Yusuf ile Kenan) ve Türkân Şoray’ın (Yılanı Öldürseler) uzun metrajlı filmleriyle TRTiçin çekilen bazı oyunlarda(Kaldırım Serçesi, Keşanlı Ali Destanı) görüntü yönetmeni olarak görev yapan Karabuda’nın Jacques Preevert’in şiirlerini görüntülediği Paris (1961) adlı fotoğraf kitabının yanısıra Mekke’ye Yolculuk (1966), Türkiye(1967) ve Gine-Bissau (1976) adlı kitapları bulunmaktadır. Karabuda, 24 Ağustos 2018’de Stockholm’de vefat etti.

(Kaynak: Wikipedia linkleri)

Barbro Karabuda, (d. 16 Temmuz 1935, Lidköping, ö. 7 Ekim 2017, Sundbyberg, İsveç) isveçli sanatçı, yönetmen, yazar.

Barbro Karabuda, belgesel film yönetmen, görüntü yönetmeni, fotografçı ve yazar Güneş Karabuda’nın eşiydi.

1952’den itibaren İsveç Televizyonu’nda muhabir olarak çalıştı. İlk üç belgeselini eşiyle birlikte Anadolu’da çekti. Bunlar “Nuh’un Gemisi”, “Anadolu Uygarlıkları” ve “Tarihte İstanbul”.

Barbro Karabuda, 1991 yılında “Menekşe Koyu” adlı filmin yönetmenliğini yapmış, senaryosunu ise Yaşar Kemal’le birlikte yazmıştı. Filmin görüntü yönetmenliğini de Güneş Karabuda üstlenmişti.

Ayrıca “Bir Yazarın Portresi” adıyla Yaşar Kemal belgeseli çekmişti. “Papağan Tüneği” ve başka birçok kitaba imza atan Karabuda’nın “Zeytin Ağacının Gölgesinde” adlı kitabı Chivi Yazıları Yayınevi tarafından basılmıştı. 1950’li yıllarda İsveç’ten gelip Ege’nin küçük bir köyüne yerleştikten sonra Türkiye’yi “ikinci vatan” olarak benimseyen Karabuda’nın bu romanı, ’80’li yıllara kadar uzanır. Çok partili hayatın ilk seçim gezilerini İnönü’nün yanında izler, Samanpazarı’nda “Adana Canavarı”nın meydanda asılmasına tanık olur.

Türkiye’de yaşanan köklü siyasal değişiklikleri ve çalkantılı yılları merkezde tutarak, Yaşar Kemal, Onat Kutlar, Ara Güler, İlhan Koman, Çetin Altan, Fikret Otyam gibi sanatçılarla sıkı dostluklar kurar. Kurduğu dostlukları, anıları da romanına konu eder. Komik suçlamalarla defalarca gözaltına alınır, yargılanır. Sınır kapılarından çevrilir. Acı ve tatlı günlerinde Yaşar Kemal hep yanında olur. Sayısız belgesel ve bir de Türkan Şoray’ın başrolde olduğu filme imza atan Karabuda’nın yaşadıkları, bir romanın ötesinde, bir tarih incelemesi, bir belgesel tadında yakın tarihimize tanıklık eder.

(Kaynak: Gazete Karınca

İhsan Aydın (Isan Aydın olarak da tanınır), ressam (1926’da İstanbul’da doğdu, 2007’de Stockholm’de 81 yaşında öldü.)

1944 -1948 İstanbul Güzel Sanatlar Akademisinde okudu. 1950 de Fransız devlet bursuyla Paris’e gittti. 1950–53 Académie des Beaux Arts Académie Frochart’ta eğitim gördü. Jean Metzinger Atelyesi’nde çalıştı. Bir süre için Norveç, Oslo’da konuk öğrenci oldu.

1953 ye İsveç’e yerleşti. Hollandalı Ann ile evlendi. Kendi gibi sanatçı olan Perihan adlı bir kız ve Teoman adlı bir oğlan babası.

Stockholm Nacka semtinde yaşadı. 1961 ila 1995 yılları arasında, çoğunluğu Stockholm’de çeşitli müze ve galerilerde 15 ayrı kişisel ve karma sergisi oldu. Nacka Türk-İsveç Kültür Derneği’nin kurucusu ve başkanıydı.

İlhan Koman, Rauf Alazan, Lütfi Özkök, Güneş Karabuda ve Yusuf Erşahin’in yakın arkadaşıydı. 1959 yılında Barış Konferansı için Stockholm’ü ziyaret eden Nazım Hikmet’le birlikte hoşça vakit geçirip, sohbet ettiklerini, Lütfi Özkök ün çektiği fotograflardan öğreniyoruz.

(Bu biyografiyi bizim için kaleme alan Taner Yıldız’a teşekkür ediyoruz. Bir gazete haberinden öğrendiklerimizle biz de küçük eklemeler yaptık.)

Yorumlar

Henüz bir yorum yok.

İlk yorum yazan siz olun “Bülent Ecevit’in 1975 yılı Aralık ayındaki Stockholm ziyareti, Olof Palme’yle buluşması”

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*