1956 yılı Mart ayında Cep Tiyatrosu’nun sergilediği iki oyun, “Kırmızı Biberler” ve “Bir Evlenme”den sahne ve sahne arkası fotografları

SEK100.0SEK800.0

Kimliği bilinmeyen bir fotografçının çektiği 20 fotografın 5 x 5 cm boyutundaki negatif filmlerinden yüksek çözünürlükte taranmış görselleri. Fiyatlandırma her bir görsel için ve değişik işlevlere göre düzenlenmiştir. Alacağınız her fotograf için ayrıca satın alma işlemini yapmanız ve her seferinde hangi fotografı istediğinizi belirtmeniz gerekmektedir.

Clear

Share

Email

Açıklama

Cep Tiyatrosu
Geçen hafta Beyoğlu’nda bazı grup­ların Parmakkapı’daki bir yan so­kağa saptıkları, telâşlı adımlarla bir apartmana girdikleri görülüyordu. Apartmanın kapısına bazı afişler yapıştırılmıştı. Biraz yaklaşınca yazılar okunabiliyordu: “Cep Tiyatrosu”.. Daha aşağıda oynanan piyeslerin ad­ları vardı: Noel Coward’ın “Kırmızı Biberler”i ve Gogol’ün “Bir Evlenme”si..
Seyircileri kapıda güzel bir genç kız karşılıyordu. Bu, tiyatronun yıl­dızlarından Canan’dı. Cep Tiyatro­su’nun bir usulü de buydu: Artistler seyircileri ile bizzat meşgul oluyor­lardı. Onları kapıdan karşılıyor, bilet kesiyor ve yer gösteriyorlardı. Bu candan alâka şüphe yok ki, daha ilk anda seyircileri tiyatroya ısındırıyor­du.
Temsiller ufacık bir salonda veri­liyordu. Buraya salon bile denemez­di. Büyükçe bir oda.. Ancak elli iki kişi alabilen bir oda.. Fakat Cep Ti­yatrosu’nun kapalı gişe ile temsil ver­mesinin tek sebebi sade salonun ufaklığı değildi.
İlk piyes Coward’ın Kırmızı Bi­berler komedisiydi. Haldun Dormen’in başarı ile sahneye koyduğu piyes­te Altın Erkuş, İlhan İskender, Suna Donay [doğrusu Süha Donay olmalı, Eİ] ve Nur Nursal nazarı dikkati çektiler.
Fakat Cep Tiyatrosu asıl sükseyi ikinci piyeste, Gogol’ün Bir Evlenme’sinde kazandı.
Haldun Dormen’in güzel mizan­seni, esprili buluşları seyircilerin hayranlığını topladı. Bizde de yabancı memleketlerde olduğu gibi, rejisörler arasında yarışmalar yapılsaydı Hal­dun Dormen bu piyesiyle muhakkak ki iyi bir derece alırdı.
Duygu Sağıroğlu’nun renkli de­korları arasında geçen komedide Bil­ge Zobu rahat oyunu ve büyük ifade kabiliyetiyle kolayca temayüz etti. Aracı kadın rolünde Esin Eden, Anuçkin rolünde Yılmaz Gruda ve Omlet rolünde Necdet Ayberk [doğrusu Aybek olmalı, Eİ] oldukça başarılıydılar.
Piyesin en çok sempati toplayan aktörü karikatürist Altan Erbulak ol­du. Koçkorev rolü ile salonu adeta kırdı geçirdi. Nil Yalter, Agafya ro­lünde çok nazlı, çok sevimli bir ge­linlik kızdı. Güzel fiziği ile hayran­lık kazandı. Herkes etrafında perva­ e gibi dönen taliplerine hak verdi. Söz böylece taliplere gelince Şakir Bozdağ’ın anlayışlı oyunundan bah­setmemek haksızlık olacaktır.
Hülasa o gece Cep Tiyatrosunun küçük salonunu dolduran elli iki kişi içinde bu teşebbüsü övmeyen, başa­rılarının devamım temenni etmeyen bir tek kişi bile mevcut değildi.
Sadece bu temsil, tiyatromuzun geleceğinin bir takım küçük hesap­lar içinde bocalayan ve resmi mües­seselerin yardımları ile yaşayan pro­fesyonel tiyatrolardan çok bu nevi­den teşekküllere bağlı olduğunu an­lamaya kafi gelirdi. Şu ve bu teşek­külün maddî yardımından çok sanat­larına seyircilerin göstereceği alâka­ya, güvenerek ortaya atılan bu teşek­küllerin adedi çoğaldıkça, tiyatro da­vamızın hallinde mesafe aldığımıza inanmamak için sebep kalmayacaktır.

(Akis, 12 MAYIS 1956, sayfa 29)

…“Küçük Sahne’de rolüm olmayınca tüm vaktimi Tiyatro Derneği’ne ayırdım. Çocuklarla kafa kafaya verip sürekli bir tiyatro kurma görüşünü tartışıyorduk. Fakat salon konusu gerçek bir sorundu. Derneğin lokali Parmakkapı’nın arka sokaklarından birinde, eski bir apartmanın ikinci katındaydı. Vakıflara ait, oldukça büyük bir apartman dairesiydi bu. Eski bir bina olduğu için tavanları yüksek, odaları genişti. Bir gün konuşurken: Neden burada kurmuyoruz tiyatroyu diye sordum. Kimse ne demek istediğimi anlamadı “ (Haldun Dormen, 2017: Anılar, YKY, İstanbul, s. 116)

Tiyatro Derneği’nin kurulduğu apartman dairesinin duvarlarının yıkılıp, 50 kişilik bir mekana dönüştürmesiyle Türkiye’de gerçek anlamda ilk alternatif tiyatro mekanı açılmıştır. Bu sahne hem alternatif, hem bağımsız, hem öncü, hem deneysel özellikler taşır. O dönem pek çok tiyatro binasının bulunduğu İstiklal Caddesi’nin bir arka sokağında ve bir apartman dairesinde kurulduğu için Fringe nitelikleri de taşır. Eugene O Neill, Gogol, Cocteau, Tenesse Williams gibi yazarlardan oluşan repertuarı yazara dayalıdır ancak tiyatral anlamda bir yenilik getirir. Cep Tiyatrosu’nu yönetmenlik açısından deneysel kılan bazı çalışmalar da vardır: Bunlardan biri zaman içinde sonu kaybolmuş olan Amphityron oyunun alternatif bir finalle kurgulanması, yönetmen tarafından modern bir anlayışla sahnelenmesi ve bir Ortaçağ Farsı olan Pierre Patheline’in pantomimlerle süslenerek fiziksel tiyatro denemesi yapılmış olmasıdır. Cep Tiyatrosu aynı zamanda eğitime de ağırlık vererek, oyuncularını da eğiten kurslar açar. Topluluğun oyuncu, yönetmen ve tasarımcı kadrosunda, daha sonra bir kısmı Dormen Tiyatrosu’nun da kuruluşuna öncülük edecek olan Erol Günaydın, Tuncay Çavdar, Yılmaz Gruda, Asaf Çiyiltepe, Esin Eden, Erol Keskin, Tunç Yalman, Duygu Sağıroğlu, Sevim Çavdar, Zerrin Arpad, Altın Erkuş, Metin Serezli, İlhan İskender gibi isimler vardır.

“Cep Tiyatrosu yıllarında İstanbul bir amatör tiyatrolar cennetiydi. Genç Oyuncular, Gençlik Tiyatrosu, Teknik Üniversite Tiyatrosu, Robert Kolej Oyuncuları küçümsenmeyecek oyunlar sahneye koyuyor, ortaya birçok genç yetenek çıkartıyorlardı” (Dormen, 2017: Anılar, YKY, İstanbul, s.122). Aynı dönemlerde Ahmet Kutsi Tecer’in çalıştırdığı Galatasaray Lisesi Tiyatro Kolu da önemli işlere imza atmıştır. Beyoğlu Tiyatrosu bir yandan Küçük Sahne ile başlayan Batı ekolü, öte yandan Karaca, İstanbul, Ses gibi tiyatrolarda devam eden Geleneksel Oyunlar, Komediler, Adaptasyonlar ve amatörlerin geliştirdikleri Fransız ve Amerikan ekollerinin etkisiyle soluklanmaktadır…

(T.C. Anadolu Üniversitesi, Güzel Sanatlar Enstitüsü Sahne Sanatları Anasanat Dalı, Oyunculuk Tarihi Dersi Final Ödevi, Oyunculuk Tarihi Prof. Ebru Gökdağ, hazırlayan Nedim Saban, sayfa 12)

 

Ek bilgi

Archives

, ,

Yorumlar

Henüz bir yorum yok.

İlk yorum yazan siz olun “1956 yılı Mart ayında Cep Tiyatrosu’nun sergilediği iki oyun, “Kırmızı Biberler” ve “Bir Evlenme”den sahne ve sahne arkası fotografları”

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*